Tahran'daki zirvenin ortak bildirisi yayımlandı.

Rusya, Türkiye ve İran'ın Tahran'da gerçekleştirdiği zirvenin ortak bildirisi yayımlandı. Tahran'da düzenlenen Suriye konulu Türkiye-İran-Rusya Zirvesi'nin ardından ortak bildiri yayımlandı. Tahran'daki ortak bildiride, Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceği ve ihtilafın siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceği inancı yinelendi. Tahran bildirisinde, Türkiye, Rusya ve İran İdlib'deki durumu Astana formatını tanımlayan iş birliği ruhuna uygun olarak ele almayı kararlaştırdı. İşte 12 maddelik bildiri: .

Tahran'daki zirvenin ortak bildirisi yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Suriye" meselesini ele aldıkları Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi yapıldı.

Suriye ihtilafına kalıcı çözüm bulunması amacıyla Astana mekanizması bağlamında sahada ve siyasi süreç kapsamında yürütülen ortak çabalar, zirvede ele alındı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'ndeki konuşmasının satır başları şöyle;

Aziz kardeşim sayın Cumhurbaşkanı Ruhani, değerli dostum Rusya Federasyonu Başkanı sayın Putin, bu önemli zirve vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum.

Zirveden çıkacak sonuçlar tüm dünya tarafından sabırsızlıkla bekleniyor. Alacağımız kararlarla beklentileri boşa çıkarmayacağıza inanıyorum.

Astana ruhunun özünde asgari müştereklerde buluşma iradesi göstermemiz vardır. Bu asgari müşterekler ise Suriye'nin siyasi birliğinin sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması ve itilafa siyasi bir çözüm bulunmasıdır. Bu amaçla baştan beri sahada şiddetin durdurulması, insani durumun iyileştirilmesi ve siyasi sürecin önünün açılmasını hedefledik. 

"Gerginliği azaltma bölgelerinden geriye sadece İdlib kaldı"

Aynı anlayışla Cerablus, el-Bab ve Afrin gibi yerlerde sahaya inerek kendi askerimizin kanı ve canı pahasına terörist unsurları bölgeden temizledik. Böylece Suriye topraklarını güvenli hale getirerek huzur ve istikrarı temin ederek mültecilerin evlerine dönebileceği şartları hazırlamaya çalıştık. Diğer taraftan yine Astana kapsamında hayata geçirdiğimiz en kritik adım gerginliği azaltma bölgelerinin tesisiydi. Ancak zamanla bunlar farklı bahanelerle tek tek tasfiye edildi. Bugün gerginliği azaltma bölgelerinden geriye sadece İdlib kaldı.

"Süreç çok riskli bir yere geldi"

Burada muhalefet bölgelerin tesisinin ardından yaşanan gelişmeler sebebiyle kendileri bu konuda aldatıldıklarını düşünüyorlar. Türkiye olarak şehitler verdiğimiz ve ciddi özveride bulunduğumuz bu sürecin şu an itibarıyla çok riskli bir yere geldiğini görüyoruz. Şunu bir kere daha vurgulamak istiyorum. İdlib sadece Suriye'nin siyasi geleceği için değil bizim milli güvenliğimiz ile bölgenin barış ve istikrarı bakımından da hayati öneme sahiptir.


TRT Haber Canlı@trthabercanli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: İdlib'de yapılacak saldırı felaketle sonuçlanacaktır.https://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiye-rusya-iran-uclu-zirvesi-tahranda-basladi-383557.html …

14:46 - 7 Eyl 2018

Twitter Reklamları'na ilişkin bilgiler ve gizlilik

"İdlib'e saldırı felaketle, katiamla ve çok büyük insani dramla sonuçlanacaktır"

Bölgede kurduğumuz 12 gözlem noktasının sahadaki anlamlarından biri de Türkiye'nin İdlib halkına ve buraya sığınanlara can güvenliği konusunda güvence vermiş olmasıdır. Bu bölgenin ve ülkemizin sağladığı örtülü güvencinin kendi halkına yönelik katliamları hala hafızalarımızda olan Esed rejiminin insafına bırakılmasına rıza gösteremeyiz. Her ne gerekçe ile olursa olsun İdlib'e yapılan veya yapılacak bir saldırı felaketle, katliamla ve çok büyük bir insani dramla sonuçlanacaktır. Bölgedeki 3,5 milyonu aşkın sivilin tamamı bundan etkilenecektir. Onbinlerce sivil bombardımanlarda can verirken gidecek başka yerleri kalmadığı için milyonlarcası bizim sınırımıza dayanacaktır.

Çoğunluğu Suriyeli 4,5 milyon sığınmacıyı topraklarında halen barındırmakta olan Türkiye mülteci ağırlama kapasitesini zaten doldurmuştur.

Rus ve İranlı dostlarımızın İdlib'deki bazı terörist oluşumlardan kaynaklanan güvenlik endişelerini elbette anlıyoruz. Bölgeye doğrudan komşu olmamız sebebiyle benzer kaygıları en az sizler kadar bizler de duyuyoruz. Ancak İdlib gibi herşeyin içi içe olduğu bir yerde teröristlere karşı etkili mücadelede zaman ve sabır gerektiren farklı yöntemlere ihtiyaç var. Türkiye olarak biz bu konuda gereken çabayı gösterdik. Daha fazlasını da göstermeye hazırız.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.